Kolorektal kanser nedir ve kimlerde görülür?
Kolorektal kanser, kalın bağırsağın (kolon) ya da onun son bölümü olan rektumun iç yüzeyinden gelişen kanserleri tanımlar. Dünya çapında en sık görülen kanserlerden biridir. Büyük çoğunluğu, yıllar içinde polip adı verilen iyi huylu çıkıntıların kötü huylu değişim göstermesiyle ortaya çıkar. Bu yavaş gelişim, hastalığın taramayla erken yakalanabilmesinin de temel nedenidir.
Belirtiler tümörün yerine göre değişir. Dışkılama alışkanlığında değişiklik (yeni başlayan kabızlık ya da ishal), dışkıda kan ya da mukus, karın ağrısı ve şişkinlik, tam boşalamama hissi, nedeni açıklanamayan kansızlık ve kilo kaybı en sık bildirilen bulgulardır. Sağ kolon tümörleri uzun süre yalnızca kansızlık olarak kendini gösterebilir.
Risk yaşla birlikte artar. Ailede kolorektal kanser ya da polip öyküsü, uzun süreli iltihabi bağırsak hastalığı, sigara, aşırı kilo, hareketsizlik ve işlenmiş et ağırlıklı beslenme diğer bilinen risk faktörleridir.
Tarama neden bu kadar önemli?
Kolorektal kanser, taramanın gerçekten fark yarattığı sayılı kanserlerden biridir. Kolonoskopi sırasında saptanan polipler aynı seansta çıkarılabilir; bu, kanser gelişmeden önce zincirin kırılması anlamına gelir. Bulunan tümörler ise genellikle daha erken evrede yakalanır ve tedavi seçenekleri daha geniş olur.
Ek risk faktörü bulunmayan kişilerde tarama genellikle 45-50 yaşından itibaren önerilir. Ailesinde kolorektal kanser ya da çok sayıda polip öyküsü olanlarda taramaya daha erken yaşta başlanması gerekebilir. Hangi yöntemin ve hangi aralığın uygun olduğu kişiye göre değişir; bu nedenle tarama planı hekim değerlendirmesiyle belirlenmelidir.
Tarama, şikâyeti olan kişiler için bir alternatif değildir. Dışkıda kan, dışkılama alışkanlığında kalıcı değişiklik ya da açıklanamayan kansızlık varsa yaş ne olursa olsun doğrudan kolonoskopi ile değerlendirme gerekir.
Cerrahi tedavi: bağırsağın hangi bölümü çıkarılır?
Kolorektal kanser cerrahisinde tümörün kendisi kadar, o bağırsak segmentini besleyen damarların ve bu damarlar boyunca dizilen lenf bezlerinin çıkarılması da önemlidir. Bu nedenle ameliyatta yalnızca tümör değil, ait olduğu bağırsak bölümü besleyici damar kökü ve lenfatik dokusuyla birlikte çıkarılır. Ardından bağırsağın iki ucu birbirine ağızlaştırılarak (anastomoz) devamlılık sağlanır.
Çıkarılacak segment tümörün yerine göre değişir: sağ hemikolektomi, sol hemikolektomi, sigmoid kolon rezeksiyonu ya da rektum tümörlerinde düşük anterior rezeksiyon gibi tanımlı ameliyatlar uygulanır. Rektum kanserinde, rektumu saran yağ ve lenfatik dokunun zarıyla birlikte bütün olarak çıkarılması (total mezorektal eksizyon) standart yaklaşımdır ve bu teknik hem onkolojik sonuç hem de çevredeki sinirlerin korunması açısından belirleyicidir.
- Tümörlü segmentin, besleyici damar kökü ve lenf bezleriyle birlikte çıkarılması
- Bağırsak uçlarının birleştirilmesi (anastomoz)
- Rektum kanserinde total mezorektal eksizyon
- Gerektiğinde, birleşme yerini korumak için geçici koruyucu stoma
Lenf bezleri ve doğru evreleme
Kolorektal kanserde tedavi kararlarının çoğu, ameliyatta çıkarılan dokunun patolojik incelemesine dayanır. Tümörün bağırsak duvarında ne kadar derine indiği ve çıkarılan lenf bezlerinin kaçında tümör bulunduğu, hastalığın gerçek evresini belirler. Bu nedenle yeterli sayıda lenf bezinin çıkarılması, ameliyatın kalitesini gösteren ölçütlerden biridir.
Doğru evreleme, ameliyattan sonra kemoterapi verilip verilmeyeceğini belirler. Erken evre hastaların bir bölümünde cerrahi tek başına yeterliyken, lenf bezi tutulumu olan hastalarda ek tedavi gündeme gelir. Rektum kanserinde ise sıralama farklı olabilir; birçok hastada ameliyattan önce radyoterapi ve kemoterapi uygulanarak tümör küçültülür. Bu kararların tümü multidisipliner konseyde alınır.
Kapalı (laparoskopik) kolorektal cerrahi ve stoma
Kolorektal kanser, kapalı cerrahinin en yerleşik olduğu alanlardan biridir. Ameliyat karın duvarındaki birkaç küçük kesiden yapılır; çıkarılan bağırsak segmenti bu kesilerden birinin biraz genişletilmesiyle alınır. Onkolojik içerik değişmez: aynı segment, aynı damar kökü ve aynı lenfatik doku çıkarılır.
Karın duvarının daha az travmaya uğraması, ameliyat sonrası ağrının genellikle daha az olmasını, bağırsak hareketlerinin daha erken başlamasını ve hastanın daha çabuk ayağa kalkmasını sağlar. Erken hareketlenme ve erken beslenme, iyileşme sürecinin en belirleyici unsurlarındandır. Kapalı yöntem, özellikle rektumun dar pelvis içindeki bölümünde kameranın sağladığı yakın görüntü sayesinde ayrıntılı diseksiyona da olanak tanır.
Hastaların en sık sorduğu konu stomadır. Stoma, bağırsağın karın duvarına ağızlaştırılarak dışkının bir torbaya alınmasıdır ve kolon kanseri ameliyatlarının çoğunda gerekmez. Rektumun aşağı bölümündeki tümörlerde ise, yeni yapılan birleşme yerinin iyileşmesini korumak amacıyla geçici bir stoma açılabilir ve genellikle birkaç ay sonra kapatılır. Kalıcı stoma yalnızca belirli durumlarda gündeme gelir. Bu ihtimal, ameliyattan önce hastayla açıkça konuşulur.
Ameliyat sonrası dönem ve izlem
Ameliyattan sonra erken dönemde ayağa kalkmak, solunum egzersizleri yapmak ve hekimin izin verdiği ölçüde erken beslenmeye başlamak iyileşmeyi hızlandırır. Bağırsak alışkanlığı bir süre düzensiz olabilir; özellikle rektum ameliyatlarından sonra dışkılama sıklığında ve aciliyet hissinde geçici değişiklikler görülebilir. Bu değişikliklerin süresi hastadan hastaya değişir ve zamanla belirgin şekilde iyileşme eğilimindedir.
Kolorektal kanserde izlem uzun soluklu bir süreçtir. Belirli aralıklarla muayene, tümör belirteci içeren kan tetkikleri, tomografi ve kontrol kolonoskopisi yapılır. Bu takibin amacı yalnızca nüksü erken yakalamak değil, aynı zamanda yeni polip gelişimini zamanında saptamaktır.
Burada anlatılanlar genel bilgilendirme niteliğindedir. Uygulanacak ameliyatın türü, kapalı yöntemin uygunluğu ve tedavinin sırası her hasta için ayrı belirlenir. İzmir Cerrahi Merkezi'nde bu değerlendirme, merkezimizde yapılan muayene ve tetkiklerin ardından hastayla birlikte planlanır.
Sık sorulan sorular
Kolonoskopiye kaç yaşında başlamalıyım?
Ek risk faktörü bulunmayan kişilerde tarama genellikle 45-50 yaş aralığında başlar. Ailesinde kolorektal kanser ya da çok sayıda polip öyküsü olanlarda daha erken başlanması gerekebilir. Şikâyeti olanlar için yaş sınırı yoktur; dışkıda kan ya da dışkılama alışkanlığında kalıcı değişiklik varsa değerlendirme hemen yapılmalıdır.
Kolorektal kanser ameliyatından sonra torba (stoma) takmam gerekir mi?
Kolon kanseri ameliyatlarının çoğunda stoma gerekmez. Rektumun aşağı kısmındaki tümörlerde, yeni birleşme yerinin iyileşmesini korumak için geçici bir stoma açılabilir ve genellikle birkaç ay sonra kapatılır. Kalıcı stoma yalnızca belirli durumlarda gerekir ve bu ihtimal ameliyat öncesinde açıkça konuşulur.
Kapalı yöntem kanser cerrahisinde yeterli midir?
Kapalı ameliyatta da tümörlü bağırsak segmenti, besleyici damar kökü ve lenf bezleriyle birlikte aynı şekilde çıkarılır. Fark, bu işleme küçük kesilerden ulaşılmasıdır; bu genellikle daha az ağrı ve daha erken iyileşme anlamına gelir. Uygunluk tümörün yerleşimine ve hastanın durumuna göre değerlendirilir.
Dışkıda kan gördüm, mutlaka kanser midir?
Hayır. Dışkıda kanın en sık nedeni hemoroid ve anal fissür gibi iyi huylu durumlardır. Ancak bu bulgu hiçbir zaman kendiliğinden hemoroide bağlanmamalı, kolorektal bir hastalığın dışlanması için hekim tarafından değerlendirilmelidir.
Ameliyattan önce mi sonra mı kemoterapi verilir?
Bu, tümörün yerine ve evresine bağlıdır. Kolon kanserinde tedavi genellikle cerrahiyle başlar ve gerekirse ameliyat sonrası kemoterapi eklenir. Rektum kanserinde ise birçok hastada ameliyattan önce radyoterapi ve kemoterapi uygulanır. Sıralama multidisipliner konseyde belirlenir.
Ameliyattan sonra takip ne kadar sürer?
İzlem yıllar boyunca sürer. Belirli aralıklarla muayene, kan tetkikleri, görüntüleme ve kontrol kolonoskopisi yapılır. Amaç hem olası nüksü erken saptamak hem de yeni gelişen polipleri zamanında çıkarmaktır.