Mide kanseri ve ilk belirtileri
Mide kanseri, midenin iç yüzeyini döşeyen mukoza tabakasından gelişir ve zamanla mide duvarının derin katmanlarına, çevre lenf bezlerine ve komşu organlara ilerleyebilir. Erken evrelerde belirti vermeyebilir ya da sıradan mide şikâyetlerini taklit eder; bu, tanının bazen gecikmesinin başlıca nedenidir.
En sık görülen şikâyetler; geçmeyen mide ağrısı veya rahatsızlık hissi, erken doyma, iştahsızlık, bulantı, şişkinlik, istemsiz kilo kaybı ve halsizliktir. Kan kaybına bağlı kansızlık, siyah renkli dışkı ya da kan kusma daha ileri bulgular arasındadır. Helicobacter pylori enfeksiyonu, kronik atrofik gastrit, sigara kullanımı, tuzlu ve işlenmiş gıda ağırlıklı beslenme ile ailede mide kanseri öyküsü bilinen risk faktörleridir.
Bu şikâyetlerin çoğu kanser dışı nedenlerle de ortaya çıkar. Ancak birkaç haftadan uzun süren, ilaçla geçmeyen mide şikâyetleri; özellikle 45 yaş üstünde, kilo kaybı ya da kansızlıkla birlikteyse endoskopiyle değerlendirilmelidir.
Tanı ve evreleme
Tanı, üst sindirim sistemi endoskopisi ve alınan biyopsilerin patolojik incelemesiyle konur. Endoskopi sırasında tümörün mide içindeki yerleşimi ve yaygınlığı da görülür; bu bilgi, ameliyatta midenin ne kadarının çıkarılacağını planlamak için gereklidir.
Evreleme aşamasında karın ve akciğer tomografisi çekilir, seçilmiş hastalarda endoskopik ultrasonografi ve PET-BT kullanılır. Bazı hastalarda, karın zarına yayılım şüphesini netleştirmek için ameliyattan önce tanısal laparoskopi yapılabilir.
Elde edilen bulgular multidisipliner onkoloji konseyinde değerlendirilir. Erken evre hastalarda doğrudan cerrahi uygun olabilirken, daha ileri evrelerde ameliyattan önce kemoterapi verilmesi tercih edilebilir. Bu sıralama hastalığın evresine, hastanın genel durumuna ve tümörün özelliklerine göre belirlenir.
Gastrektomi: ameliyat neyi kapsar?
Mide kanseri cerrahisinde temel hedef, tümörü güvenli bir sağlıklı doku payıyla birlikte çıkarmaktır. Tümör midenin alt bölümündeyse midenin bir kısmı çıkarılır ve kalan mide ince bağırsakla birleştirilir; buna subtotal (kısmi) gastrektomi denir. Tümör üst bölümdeyse ya da mideye yaygın şekilde dağılmışsa midenin tamamı çıkarılır ve yemek borusu doğrudan ince bağırsağa ağızlaştırılır; buna total gastrektomi denir.
Her iki durumda da ameliyatın ikinci ve ayrılmaz bileşeni bölgesel lenf bezlerinin sistematik olarak çıkarılmasıdır. Sindirim yolunun yeniden yapılandırılması ameliyatın aynı seansında tamamlanır, böylece hasta ameliyattan sonra ağız yoluyla beslenmeye dönebilir.
- Subtotal gastrektomi: midenin tümör içeren bölümünün çıkarılması
- Total gastrektomi: midenin tamamının çıkarılması
- Bölgesel lenf bezi diseksiyonu (lenfadenektomi)
- Sindirim yolunun ince bağırsak kullanılarak yeniden oluşturulması
Lenf bezlerinin çıkarılması neden temel bir ilke?
Lenf bezlerini almak, günümüzde tüm sindirim sistemi kanser ameliyatlarının temel prensibidir. Midenin çevresi yoğun bir lenf bezi ağıyla sarılıdır ve tümör hücreleri, tomografide görülemeyecek kadar küçükken bile bu bezlere ulaşabilir. Yalnızca tümörün çıkarılıp lenf bezlerinin yerinde bırakılması, geride mikroskobik hastalık kalması anlamına gelebilir.
Sistematik lenf bezi diseksiyonu ayrıca doğru evreleme için gereklidir. Çıkarılan bezlerin kaç tanesinde tümör bulunduğu, patoloji raporunun en belirleyici bilgisidir ve ameliyattan sonra kemoterapi gerekip gerekmeyeceğini büyük ölçüde bu veri belirler. Bu nedenle diseksiyonun kapsamı standart tanımlara göre yapılır; ameliyatın isteğe bağlı bir parçası değildir.
Kapalı (laparoskopik) mide cerrahisi
Laparoskopik gastrektomide ameliyat, karın duvarındaki birkaç küçük kesiden yerleştirilen kamera ve ince aletlerle yapılır. Kamera cerraha büyütülmüş ve aydınlatılmış bir görüntü sunar; bu, mide çevresindeki damar ve lenf bezi yapılarının ayrıntılı olarak görülmesini kolaylaştırır. Çıkarılan mide bölümü ve lenf bezi alanı, açık ameliyattakiyle aynıdır.
Kapalı yöntemin hasta açısından en belirgin farkı, karın duvarının daha az travmaya uğramasıdır. Bu genellikle daha az ameliyat sonrası ağrı, daha erken ayağa kalkma ve daha az yara sorunu anlamına gelir. Erken hareketlenme, akciğer ve damar komplikasyonlarını azaltması bakımından ayrıca önemlidir.
Her hasta kapalı yönteme uygun değildir. Tümörün boyutu ve komşu organlarla ilişkisi, geçirilmiş karın ameliyatları ve eşlik eden hastalıklar bu seçimi etkiler. Gerektiğinde ameliyat açık yönteme dönülerek tamamlanır; bu bir komplikasyon değil, güvenliği önceleyen planlı bir karardır. İzmir Cerrahi Merkezi'nde yöntem seçimi her hasta için ayrı ayrı, muayene ve tetkiklerden sonra yapılır.
Ameliyat sonrası beslenme ve takip
Mide ameliyatından sonra beslenme düzeninin bir süre değiştirilmesi gerekir. Mide hacmi küçüldüğü ya da tamamen alındığı için hastalar küçük porsiyonlarla, günde daha fazla sayıda öğünle beslenmeye yönlendirilir. Yavaş yemek, iyi çiğnemek ve sıvıları öğün aralarında almak yaygın önerilerdir. Şekerli ve çok yoğun gıdaların hızlı geçişine bağlı çarpıntı, terleme ve halsizlik hissi (dumping) görülebilir; bu genellikle beslenme düzenlemeleriyle kontrol altına alınır. Total gastrektomi sonrasında B12 vitamini takviyesi ve demir, kalsiyum gibi değerlerin izlenmesi gerekir.
Onkolojik takip ameliyatla bitmez. Patoloji sonucuna göre kemoterapi gerekebilir ve hastalar belirli aralıklarla muayene, kan tetkikleri, görüntüleme ve gerektiğinde endoskopi ile izlenir. Bu izlem cerrahi ile tıbbi onkoloji arasında paylaşılır.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır. Mide kanserinde tedavi kararı; tümörün yerleşimi ve evresi, hastanın yaşı ve eşlik eden hastalıklarına göre değişir ve ancak muayene ile tetkiklerin değerlendirilmesinden sonra verilebilir.
Sık sorulan sorular
Midemin tamamı alınırsa nasıl beslenirim?
Total gastrektomiden sonra yemek borusu doğrudan ince bağırsağa bağlanır ve ağızdan beslenme devam eder. Öğünler küçülür ve sıklaşır, yemek yeme hızı yavaşlar. Çoğu hasta zamanla dengeli bir düzene ulaşır; bu süreç hastadan hastaya değişir ve diyetisyen desteğiyle yürütülür. B12 vitamini takviyesi kalıcı olarak gerekir.
Neden lenf bezleri de çıkarılıyor?
Çünkü tümör hücreleri, görüntülemede fark edilemeyecek kadar erken bir aşamada lenf bezlerine ulaşmış olabilir. Bezlerin çıkarılması hem geride kalabilecek mikroskobik hastalığı azaltır hem de gerçek evrenin belirlenmesini sağlar. Ek tedavi kararı büyük ölçüde bu patoloji sonucuna dayanır.
Kapalı ameliyat mide kanserinde uygulanabilir mi?
Uygun hastalarda evet. Kapalı yöntemde de aynı mide bölümü ve aynı lenf bezi alanı çıkarılır. Tümörün boyutu, komşu organlarla ilişkisi ve önceki karın ameliyatları uygunluğu etkiler; karar muayene ve tetkiklerden sonra hastaya özel verilir.
Ameliyattan sonra kemoterapi gerekir mi?
Bazı hastalarda gerekir, bazılarında gerekmez. Bu, ameliyatta çıkarılan dokunun patolojik incelemesine ve hastalığın evresine bağlıdır. Karar tıbbi onkoloji ile birlikte, multidisipliner değerlendirme sonucunda verilir.
Hastanede ne kadar kalırım, işe ne zaman dönerim?
Bu süreler hastadan hastaya değişir; ameliyatın kapsamı, kullanılan yöntem, yaş ve eşlik eden hastalıklar belirleyicidir. Kapalı yöntemde hareketlenme genellikle daha erken olur. Size özel beklentiler muayene sırasında ayrıntılı olarak paylaşılır.
Mide kanseri için tarama yapılıyor mu?
Türkiye'de toplum geneline yönelik rutin bir mide kanseri taraması yoktur. Ancak ailesinde mide kanseri öyküsü olanlar, kronik atrofik gastrit ya da Helicobacter pylori enfeksiyonu bulunanlar ve inatçı mide şikâyeti olanlarda endoskopik değerlendirme önerilir. Kimin ne sıklıkta endoskopi yaptırması gerektiği kişiye göre belirlenir.