İçeriğe geç
İzmir Cerrahi Merkezi

Guatr (Tiroid Büyümesi)

Boynunda şişlik fark eden ya da rutin bir kontrolde "tiroidinde nodül var" denen pek çok kişi, ilk anda ciddi bir hastalıkla karşı karşıya olduğunu düşünür. Oysa guatr, tiroid bezinin büyümesini tarif eden geniş bir başlıktır ve guatrı olan kişilerin önemli bir bölümü ameliyat edilmeden, düzenli takiple izlenir. Bu sayfada guatrın gerçekte ne anlama geldiğini, hangi belirtileri yaptığını, nasıl değerlendirildiğini ve cerrahinin hangi durumlarda gerçekten gündeme geldiğini anlatıyoruz.

Guatr Nedir, Ne Değildir?

Guatr, tiroid bezinin normalden büyük olması demektir. Burada baştan yapılması gereken önemli bir ayrım vardır: guatr bir tanı değil, bir tariftir. Size guatrınız olduğunun söylenmesi, boynunuzdaki bezin büyüdüğünü bildirir; ancak bezin neden büyüdüğünü, fazla mı az mı çalıştığını ya da içindeki oluşumların niteliğini tek başına açıklamaz. Bu nedenle asıl soru "bez büyük mü?" değil, "neden büyümüş ve bu büyüme bir sorun yaratıyor mu?" sorusudur.

Tiroid, boynun ön kısmında, nefes borusunun önüne yerleşmiş kelebek şeklinde bir bezdir. Vücudun genel çalışma hızını düzenleyen hormonları üretir ve bunu yapabilmek için iyoda ihtiyaç duyar. Türkiye, uzun yıllar boyunca toprağında ve suyunda iyot içeriği düşük olan bir coğrafya olmuştur. Yeterli iyot alınamadığında tiroid, aynı miktarda hormonu üretebilmek için daha çok çalışmak zorunda kalır ve zamanla büyür. Sofra tuzunun iyotlanması bu yüzden önemli bir halk sağlığı uygulamasıdır ve iyot eksikliğine bağlı guatrın azalmasında belirleyici olmuştur. Buna karşın iyot eksikliğinin geçmişteki etkisi, bugün özellikle orta ve ileri yaştaki kişilerde nodüler guatrın hâlâ sık görülmesinin başlıca nedenlerindendir.

Guatr, bezin nasıl büyüdüğüne ve nasıl çalıştığına göre tanımlanır. Bu iki ayrım, tedavi kararının temelini oluşturur:

  • Diffüz guatr: Bez bütünüyle, homojen biçimde büyümüştür; içinde ayrı bir kitle yoktur. Sıklıkla iyot eksikliğine ya da Graves gibi bağışıklık sistemi kaynaklı hastalıklara bağlıdır.
  • Nodüler guatr: Bez içinde tek (soliter) ya da birden fazla (multinodüler) yuvarlak oluşum bulunur. Erişkinlerde en sık karşılaşılan guatr biçimidir.
  • Toksik olmayan guatr: Bez büyümüştür ama hormon üretimi normaldir. Kişide hormon kaynaklı bir şikâyet olmayabilir.
  • Toksik guatr: Büyüyen doku ya da nodüller kontrolsüz biçimde fazla hormon üreterek hipertiroidiye yol açar.

Guatr Hangi Belirtileri Yapar?

Guatrın belirtileri iki ayrı gruptan gelir ve bunları birbirine karıştırmamak gerekir. Birinci grup, büyüyen bezin komşu yapılara yaptığı basıdan kaynaklanır ve hormon düzeyleri tamamen normal olsa bile ortaya çıkabilir. İkinci grup ise bezin fazla ya da az hormon üretmesinin sonucudur.

Basıya bağlı şikâyetler arasında boyunda gözle görülür veya elle hissedilen bir şişlik, yutkunurken takılma hissi, boyunda sürekli bir baskı ya da boğulma hissi, gömlek yakasının daralması, ses kısıklığı, öksürük ve özellikle sırtüstü yatarken belirginleşen nefes darlığı yer alır. Guatrın göğüs kafesine doğru uzandığı (retrosternal) durumlarda bu şikâyetler daha erken ve daha belirgin olabilir.

Hormon kaynaklı şikâyetler ise bezin ne yönde şaştığına göre değişir. Hipertiroidide çarpıntı, elde titreme, sıcağa tahammülsüzlük, terleme, huzursuzluk, uykusuzluk, ishale eğilim ve iştah normal ya da artmışken kilo kaybı görülebilir. Hipotiroidide ise halsizlik, üşüme, ciltte kuruluk, kabızlık, saç dökülmesi, unutkanlık, depresif duygudurum ve kilo alma öne çıkar. Bu belirtilerin hiçbiri tek başına tanı koydurmaz; hepsi başka nedenlerle de ortaya çıkabilir ve mutlaka muayene ve kan tetkikleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

"Nodülünüz Var" Dendiğinde: Değerlendirme Nasıl Yapılır?

Tiroid nodülleri erişkinlerde sık görülür; günümüzde birçoğu, boyun ya da damar ultrasonografisi gibi başka bir nedenle yapılan tetkik sırasında tesadüfen fark edilir. Nodül saptanmış olması tek başına kötü huylu bir hastalık anlamına gelmez; tiroid nodüllerinin büyük çoğunluğu iyi huyludur. Değerlendirmenin amacı, ayrıntılı incelemeyi gerektiren azınlığı güvenli biçimde ayırt etmek ve gereksiz endişeyi ortadan kaldırmaktır.

Değerlendirme basamak basamak ilerler. Önce ayrıntılı öykü ve boyun muayenesi yapılır; büyümenin süresi, hızı, bası şikâyetleri, ailede tiroid hastalığı öyküsü ve varsa boyun bölgesine radyasyon öyküsü sorgulanır. Ardından TSH ölçülür; gerektiğinde serbest T4 ve T3 ile tiroid antikorları eklenir. Tiroid ultrasonografisi, bezin boyutunu, nodüllerin sayısını, boyutunu ve yapısal özelliklerini gösteren temel görüntüleme yöntemidir; nodüller belirli risk ölçütlerine göre sınıflandırılır.

Ultrasonografide belirlenen özellikler gerektiriyorsa ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) yapılır. Ultrason eşliğinde, ince bir iğneyle hücre örneği alınan bu işlem ayaktan uygulanır ve genellikle iyi tolere edilir. TSH düşük bulunduğunda, aşırı çalışan bir nodül olup olmadığını göstermek için tiroid sintigrafisi istenir. Çok büyük ya da göğüs boşluğuna uzanan guatrlarda, soluk borusuna basıyı ve guatrın sınırlarını ayrıntılı görmek için bilgisayarlı tomografi ve solunum fonksiyon testi yararlı olabilir. Ameliyat düşünülen hastalarda ses tellerinin işlev değerlendirmesi de planlamanın parçasıdır.

Her Guatr Ameliyat Gerektirmez

Bu sayfanın en önemli cümlesi budur: guatrların çoğu ameliyat edilmez. Hormon düzeyleri normal olan, bası yapmayan ve biyopsi sonucu iyi huylu gelen bir guatrda doğru yaklaşım, belirli aralıklarla muayene, kan tetkiki ve ultrasonografi ile izlemektir. İyot eksikliğinin rol oynadığı durumlarda beslenmenin düzenlenmesi ve iyotlu tuz kullanımı, hipotiroidi varsa levotiroksin tedavisi, hipertiroidi varsa antitiroid ilaçlar veya uygun hastalarda radyoaktif iyot tedavisi gündeme gelir. Bu seçeneklerin hangisinin uygun olduğu, guatrın tipine ve kişinin genel sağlık durumuna göre değişir.

Cerrahi, ilaçla ya da izlemle çözülemeyen belirli durumlar için ayrılmıştır. Ameliyatın gerçekten endike olduğu başlıca durumlar şunlardır:

  • Soluk borusuna veya yemek borusuna belirgin bası: nefes darlığı, yutma güçlüğü ya da görüntülemede gösterilen belirgin itilme.
  • Retrosternal uzanım: guatrın göğüs kafesi içine doğru büyümesi; bu tür guatrlar zamanla bası yapma eğilimindedir ve takiple küçülmez.
  • Biyopside kötü huyluluk şüphesi veya kanser tanısı; tanının belirsiz kaldığı, tekrarlayan biyopsilerle netleşmeyen durumlar.
  • İlaç tedavisiyle kontrol altına alınamayan ya da tedaviyi sürdürmenin uygun olmadığı hipertiroidi (toksik multinodüler guatr, toksik adenom, bazı Graves hastaları).
  • Takipte belirgin ve sürekli büyüme gösteren guatr.
  • Kişi için önemli boyutta olan görünüm sorunu; bu, hastanın kendi değerlendirmesiyle birlikte ele alınır.
  • Ameliyat kararı her hastada ayrı ayrı verilir; muayene, tetkik sonuçları ve kişinin beklentileri birlikte değerlendirilmeden bu karara varılamaz.

Guatr Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Ameliyat genel anestezi altında yapılır. Boynun ön yüzünde, doğal bir cilt kıvrımının içine yerleştirilen bir kesiyle tiroid bezine ulaşılır; kesinin yeri ve uzunluğu guatrın büyüklüğüne göre planlanır. Hastalık tek lobda sınırlıysa yalnızca o lobun çıkarılması (lobektomi) yeterli olabilir; her iki lobu tutan multinodüler guatrda, kontrolsüz hipertiroidide veya kötü huyluluk şüphesinde bezin tamamı çıkarılır (total tiroidektomi). Hangi ameliyatın uygun olduğu, ameliyat öncesi görüşmede ayrıntılı olarak konuşulur.

Tiroid cerrahisinin teknik özeni, bezin hemen komşuluğundaki iki yapıdan kaynaklanır. Bunlardan ilki, ses tellerini çalıştıran rekürren laringeal sinirdir; bu sinir her iki tarafta ayrı ayrı bulunur ve tiroidin arka yüzünden geçer. Sinirin ameliyat sırasında görülerek ortaya konması esastır; uygun olgularda sinir monitörizasyonu, sinirin seyrini teyit etmeye yardımcı bir yöntem olarak kullanılır. İkinci yapı, kanın kalsiyum düzeyini düzenleyen dört küçük paratiroid bezidir. Bu bezlerin yerinde ve kendi kan dolaşımı korunarak bırakılması, ameliyat sonrasında kalsiyum dengesinin sürdürülebilmesi için önemlidir; korunamayan bir paratiroid bezi, gerektiğinde boyun kaslarının içine yeniden yerleştirilebilir.

Her cerrahi girişimde olduğu gibi tiroid ameliyatının da olası riskleri vardır: ses değişikliği, geçici veya kalıcı kalsiyum düşüklüğü, kanama ve yara yeri sorunları bunların başlıcalarıdır. Bu risklerin sizin durumunuzdaki anlamı, guatrın büyüklüğü ve daha önce boyun ameliyatı geçirip geçirmediğiniz gibi etkenlere bağlıdır ve ameliyat öncesi görüşmede ayrıntılı olarak anlatılır.

İyileşme, Takip ve Ne Zaman Başvurmalı

Ameliyattan sonra hastalar genellikle bir gece gözlem altında tutulur; bu süre guatrın büyüklüğüne ve kişinin genel durumuna göre değişir. Boyunda birkaç gün süren gerginlik ve yutkunurken hafif rahatsızlık hissi olağandır ve basit ağrı kesicilerle rahatlar. İlk günlerde kalsiyum düzeyi izlenir; gerekirse kalsiyum ve D vitamini desteği verilir. Kesi izi zamanla soluklaşır; iyileşme sürecinde izin bakımına ilişkin öneriler ayrıca anlatılır. Günlük yaşama dönüş çoğu kişide bir ila iki hafta içinde olur, ağır fiziksel iş ve spor için beklenmesi gereken süre ayrıca belirtilir.

Bezin tamamı çıkarıldığında, vücudun ihtiyacı olan tiroid hormonunun dışarıdan, günde tek doz levotiroksin tabletiyle karşılanması gerekir. Bu bir tedavi eksikliği değil, doğal düzenin yerine konmasıdır; doz, aralıklı kan tetkikleriyle kişiye göre ayarlanır. Tek lob çıkarıldığında kalan lob çoğu kişide yeterli hormonu üretmeyi sürdürür, yine de hormon düzeyleri belirli aralıklarla kontrol edilir. Patoloji sonucu çıktığında birlikte değerlendirilir ve uzun dönem takip planı buna göre yapılır.

Boyundaki şişliğin hızla büyümesi, sesin kısılması, yutmada giderek artan zorluk, özellikle yatarken belirginleşen nefes darlığı ya da çarpıntı, aşırı terleme ve istem dışı kilo kaybı gibi şikâyetler ortaya çıktığında değerlendirme geciktirilmemelidir. Ameliyat sonrası dönemde boyunda hızla artan şişlik, nefes almakta zorlanma, ağız çevresinde ve parmaklarda uyuşma-karıncalanma ya da ateş varlığında merkezimize başvurmanız gerekir. Guatrla ilgili her karar kişiye özeldir ve muayene edilmeden verilemez; sorularınız için 0538 658 38 72 numaralı telefondan bize ulaşabilir, Güneşli Mah. 507 Sok. No: 3, Konak / İzmir adresindeki merkezimizden randevu alabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Guatr kanser midir?

Hayır. Guatr, tiroid bezinin büyümüş olduğunu anlatan bir tariftir; kendi başına bir kanser tanısı değildir. Tiroid nodüllerinin büyük çoğunluğu iyi huyludur. Yine de nodülün ultrasonografideki özellikleri ve gerekirse ince iğne aspirasyon biyopsisi ile değerlendirilmesi, ayrıntılı inceleme gerektiren durumların ayırt edilmesi için gereklidir.

Tiroidimde nodül var, mutlaka ameliyat olmam gerekir mi?

Hayır. Nodüllerin çoğu ameliyat gerektirmez ve belirli aralıklarla ultrasonografi ve kan tetkikiyle izlenir. Ameliyat, biyopside şüpheli sonuç, soluk ya da yemek borusuna bası, göğüs boşluğuna uzanım, ilaçla kontrol edilemeyen hipertiroidi ve takipte belirgin büyüme gibi durumlarda gündeme gelir. Karar, muayene ve tetkiklerin birlikte değerlendirilmesiyle kişiye özel verilir.

Guatr ilaçla küçülür mü?

Bu, guatrın tipine bağlıdır. İyot eksikliğine bağlı diffüz guatrda iyot alımının düzenlenmesi yararlı olabilir; hipotiroidi varsa levotiroksin tedavisi uygulanır. Hipertiroidide antitiroid ilaçlar ya da uygun hastalarda radyoaktif iyot tedavisi kullanılır. Buna karşın yerleşmiş multinodüler guatrın ve özellikle göğüs boşluğuna uzanan guatrın ilaçla küçülmesi beklenmez.

Guatr ameliyatından sonra sesim değişir mi?

Tiroid ameliyatı, ses tellerini çalıştıran rekürren laringeal sinirin hemen komşuluğunda yapılır ve bu sinirin korunması cerrahinin temel önceliklerinden biridir. Ameliyattan sonra kısa süreli ses yorgunluğu veya kısıklık görülebilir ve genellikle zamanla düzelir. Kalıcı ses değişikliği olası riskler arasındadır; bu risk ameliyat öncesi görüşmede sizin durumunuza göre ayrıntılı olarak anlatılır.

Ameliyattan sonra ömür boyu ilaç kullanmam gerekir mi?

Tiroid bezinin tamamı çıkarıldığında, günde tek doz levotiroksin tabletiyle hormon desteği alınması gerekir; doz, aralıklı kan tetkikleriyle kişiye göre ayarlanır. Yalnızca bir lob çıkarıldığında kalan lob çoğu kişide yeterli hormonu üretmeyi sürdürür; bu durumda ilaç gerekip gerekmediği takipteki hormon düzeylerine göre belirlenir.

Boyundaki ameliyat izi belli olur mu?

Kesi, boynun ön yüzünde doğal bir cilt kıvrımının içine yerleştirilir ve mümkün olduğunca kısa tutulur. İz ilk haftalarda daha belirgindir, sonraki aylarda soluklaşır. İzin son görünümü cilt yapısına, yara iyileşme biçimine ve guatrın büyüklüğüne göre kişiden kişiye değişir; iyileşme döneminde güneşten korunma ve iz bakımı konusunda öneriler verilir.

Aynı başlıktaki diğer ameliyatlar

AraWhatsApp