İçeriğe geç
İzmir Cerrahi Merkezi

Tiroid Kanseri Cerrahisi

Boyunda bir tiroid nodülü saptanması çoğu zaman kaygıyla karşılanır. Oysa nodüllerin büyük bölümü iyi huyludur ve tiroid kanseri tanısı konulduğunda da tedavi, aceleye getirilmeden, endokrinoloji ve patoloji ile birlikte planlanan bir süreçtir. Bu sayfada tiroid nodülünün nasıl araştırıldığını, hangi durumlarda cerrahi gerektiğini, ameliyatın kapsamını neyin belirlediğini ve ameliyat sonrasında sizi neyin beklediğini sade bir dille anlattık.

Tiroid Nodülü Bulunması Ne Anlama Gelir?

Tiroid, boynun ön tarafında, nefes borusunun önünde yer alan kelebek biçiminde bir bezdir. Vücudun çalışma hızını düzenleyen tiroid hormonlarını üretir. Bu bezin içinde oluşan, ele gelen ya da görüntülemede fark edilen yapılara nodül denir. Nodüller toplumda oldukça sık görülür, sıklıkları yaşla birlikte artar ve ultrasonun yaygınlaşmasıyla birlikte pek çoğu hiçbir şikâyet yokken, başka bir nedenle yapılan tetkik sırasında tesadüfen saptanır.

Burada altını çizmek istediğimiz nokta şudur: tiroid nodüllerinin büyük çoğunluğu iyi huyludur. Nodül saptanmış olması kanser tanısı anlamına gelmez; yalnızca değerlendirilmesi gereken bir bulgu ortaya çıkmış demektir. Tiroid kanserlerinin en sık görülen tipleri ise genellikle yavaş seyirlidir ve planlı, telaşsız bir yaklaşımla ele alınır. Merkezimizde önceliğimiz hastanın doğru şekilde değerlendirilmesi, gerekmedikçe ameliyat edilmemesi, gerektiğinde ise doğru genişlikte bir cerrahinin planlanmasıdır.

Belirtiler ve Değerlendirme Gerektiren Durumlar

Tiroid nodülleri ve erken dönem tiroid kanserleri çoğunlukla hiçbir belirti vermez. Tiroid hormon düzeyleri genellikle normaldir; yani kilo, çarpıntı veya yorgunluk gibi şikâyetlerin olmaması nodülün varlığını dışlamaz. Belirti ortaya çıktığında da bu belirtiler tek başına kanser anlamına gelmez; benzer şikâyetler iyi huylu büyümüş nodüllerde veya guatrda da görülebilir.

Yine de aşağıdaki durumlar bir genel cerrahi ya da endokrinoloji değerlendirmesi gerektirir. Özellikle birkaç haftadan uzun süren ses kısıklığı ve boyunda giderek büyüyen bir şişlik, nedeni ne olursa olsun aydınlatılmalıdır.

  • Boyun ön yüzünde büyüyen ya da yeni fark edilen şişlik
  • Birkaç haftayı aşan, geçmeyen ses kısıklığı
  • Yutma güçlüğü, boğazda takılma veya baskı hissi
  • Boyunda ele gelen, kaybolmayan lenf bezi
  • Ailede tiroid kanseri, özellikle medüller tiroid kanseri öyküsü
  • Çocukluk veya gençlik döneminde baş-boyun bölgesine radyoterapi öyküsü

Tanı: Ultrason, Kan Testleri ve İnce İğne Biyopsisi

Değerlendirme genellikle iki basamakla başlar: kanda TSH ölçümü ve tiroid ultrasonu. TSH, bezin fazla mı az mı çalıştığını gösterir. Ultrason ise nodülün boyutunu, yapısını (sıvı mı, solid mi), kenar düzenini, içindeki mikrokalsifikasyonları ve boyundaki lenf bezlerini ortaya koyar. Bu bulgular uluslararası kabul görmüş risk sınıflamalarıyla (TIRADS gibi) puanlanır ve hangi nodülün biyopsi gerektirdiğine bu şekilde karar verilir. Sintigrafi her hastada gerekmez; genellikle TSH düşük olduğunda istenir.

Biyopsi gerekiyorsa yapılan işlem ince iğne aspirasyon biyopsisidir. Ultrason eşliğinde, kan alma iğnesinden daha ince bir iğneyle nodülden hücre örneği alınır; işlem birkaç dakika sürer, hastanede yatış gerektirmez. Patolog örneği Bethesda sistemi denilen ortak bir dille raporlar. Bu kategoriler bir hüküm değil, cerrah ile patoloğun aynı dili konuşmasını sağlayan bir yol haritasıdır.

  • Yetersiz örnek: değerlendirilebilir hücre yok, biyopsi tekrarlanır
  • İyi huylu: ameliyat gerekmez, ultrasonla takip edilir
  • Önemi belirsiz atipi: biyopsi tekrarı, moleküler test veya yakın takip düşünülür
  • Foliküler neoplazi şüphesi: iyi ve kötü huylu ayrımı ancak çıkarılan dokunun incelenmesiyle yapılabilir; sıklıkla lobektomi önerilir
  • Malignite şüphesi ve malign: cerrahi planlanır

Tiroid Kanserinin Tipleri ve Ameliyatın Kapsamı

Tiroid kanseri tek bir hastalık değildir. Papiller tip en sık görülenidir ve genellikle yavaş seyreder. Foliküler tip daha az sıklıkta görülür; tanısı çoğu zaman ancak çıkarılan dokunun patolojik incelemesiyle netleşir. Medüller tip, tiroidin kalsitonin üreten C hücrelerinden köken alır, bazı hastalarda ailesel olabilir ve genetik değerlendirme gerektirir. Anaplastik tip ise nadirdir, hızlı seyreder ve ivedi, çok disiplinli bir yaklaşım gerektirir.

Cerrahide temel karar, tiroidin yalnızca hastalıklı yarısının mı (lobektomi) yoksa tamamının mı (total tiroidektomi) çıkarılacağıdır. Küçük, tek odaklı ve bez içinde sınırlı bir tümörde lobektomi yeterli olabilir; bu, ameliyat sonrası hormon ihtiyacını azaltma şansı sunar. Lenf bezleri tutulmuşsa, boyun dokusundaki tutulumun yerine göre santral (boyun orta bölgesi) ya da lateral boyun diseksiyonu ameliyata eklenir. Lenf bezi diseksiyonu herkese rutin olarak yapılan bir işlem değildir; görüntüleme veya biyopsi ile tutulum gösterildiğinde planlanır. Karar her hastada ayrı verilir ve mutlaka muayene ile tetkiklerin birlikte değerlendirilmesini gerektirir.

  • Tümörün boyutu, tek odaklı mı çok odaklı mı olduğu
  • Tümörün tiroid kapsülünü aşıp aşmadığı
  • Boyun lenf bezlerinde tutulum bulunup bulunmadığı
  • Karşı tiroid lobunda şüpheli nodül olup olmadığı
  • Patoloji alt tipi (medüller kanserde total tiroidektomi standarttır)
  • Ailede tiroid kanseri veya boyuna radyoterapi öyküsü
  • Hastanın genel durumu, tercihi ve düzenli takip imkânı

Ses Siniri ve Paratiroid Bezleri: En Çok Sorulan İki Konu

Hastalarımızın hemen hepsinin sorduğu ilk soru sesle ilgilidir. Ses tellerini hareket ettiren rekürren laringeal sinir, tiroidin hemen arkasında, nefes borusu ile yemek borusu arasındaki olukta yukarı doğru seyreder. Yani tiroide komşu olması bir tesadüf değil, anatominin gereğidir. Bu nedenle tiroid ameliyatının en önemli basamaklarından biri bu sinirin bulunup gözle görülerek korunmasıdır; uygun görülen olgularda ameliyat sırasında sinir monitörizasyonu da kullanılabilir. Ameliyat sonrası dönemde ödeme veya gerilmeye bağlı geçici ses kısıklığı ya da sesin çabuk yorulması görülebilir; bu tablo çoğunlukla geçicidir ve haftalar içinde düzelir.

İkinci soru kalsiyumla ilgilidir. Paratiroid bezleri, genellikle dört adet, pirinç tanesi büyüklüğünde, tiroidin arka yüzüne yapışık duran küçük bezlerdir ve kandaki kalsiyum düzeyini düzenlerler. Ameliyat sırasında bu bezler yerlerinde ve kanlanmaları bozulmadan bırakılmaya çalışılır; kanlanması riske giren bir bez, boyun kasının içine ototransplante edilebilir. Ameliyat sonrasında geçici olarak kalsiyum düşebilir; bu durum ağız çevresinde ve parmak uçlarında karıncalanma, kas kramplarıyla kendini gösterir, kan testleriyle izlenir ve kalsiyum ile D vitamini desteğiyle karşılanır. Çoğu hastada geçicidir. Bu konular ameliyat öncesi görüşmede tek tek konuşulur; hiçbir cerrahi girişim risksiz değildir ve riskler kişiye göre değişir.

Ameliyat Sonrası İyileşme, Hormon Tedavisi ve Takip

Ameliyat genel anestezi altında yapılır ve kesi, boyun ön yüzündeki doğal cilt kıvrımına yerleştirilir. Hastanede kalış genellikle bir gecedir, ancak bu süre ameliyatın kapsamına ve hastanın durumuna göre değişir. Ağrı çoğunlukla hafiftir ve basit ağrı kesicilerle kontrol edilebilir; ilk günlerde yutkunurken hafif bir rahatsızlık ve boyunda gerginlik hissi olağandır. Günlük hayata ve işe dönüş çoğu hastada bir-iki hafta içinde olur, fakat bu süre hastadan hastaya değişir.

Çıkarılan dokunun patolojik incelemesi genellikle birkaç gün ile bir hafta içinde sonuçlanır. Bu sonuç, tümörün tipi ve yaygınlığı ile birlikte endokrinoloji ve gerektiğinde nükleer tıp ile ortaklaşa değerlendirilir. Bazı hastalarda bir sonraki basamak radyoaktif iyot tedavisi olabilir; bu tedavi her hastaya gerekmez ve kararı tek bir hekim değil, çok disiplinli bir değerlendirme verir. Cerrahi, tedavinin yalnızca bir parçasıdır.

Tiroidin tamamı alındığında ömür boyu tiroid hormonu kullanmak gerekir. Bunu bir yük olarak değil, düzenli sürdürülmesi gereken basit bir alışkanlık olarak düşünmek doğru olur: günde tek tablet, sabah aç karnına alınır ve dozu kan testleriyle kişiye göre ayarlanır. Lobektomi sonrasında hastaların bir bölümünde ilaç gerekmezken, bir bölümünde gerekebilir. Takipte TSH ile birlikte, kanser tipine göre tiroglobulin ya da kalsitonin gibi kan belirteçleri ve boyun ultrasonu kullanılır. Aşağıdaki durumlarda ameliyat sonrası dönemde vakit kaybetmeden hekiminize başvurunuz.

  • Ağız çevresinde, ellerde veya ayaklarda karıncalanma, kas krampları
  • Belirgin ve geçmeyen ses kısıklığı ya da nefes almakta zorlanma
  • Boyunda hızla artan şişlik, sertlik veya belirgin morarma
  • Yara yerinde kızarıklık, akıntı veya ateş
  • Doktorunuzun önerdiği kan testlerini ve kontrolleri aksatmak

Sık sorulan sorular

Tiroid nodülü kanser midir?

Hayır. Tiroid nodülleri toplumda çok sık görülür ve büyük çoğunluğu iyi huyludur. Nodül saptanması bir tanı değil, değerlendirilmesi gereken bir bulgudur. Ultrason özellikleri ve gerektiğinde ince iğne aspirasyon biyopsisi, hangi nodülün takip edilebileceğini, hangisinin cerrahi gerektirdiğini ayırt etmeyi sağlar. Bu değerlendirme her hasta için ayrı yapılır.

Tiroid biyopsisi ağrılı mıdır, hastaneye yatmak gerekir mi?

İnce iğne aspirasyon biyopsisinde kan alma iğnesinden daha ince bir iğne kullanılır ve işlem ultrason eşliğinde birkaç dakikada tamamlanır. Hastanede yatış gerektirmez; işlem sonrası kısa bir süre bası uygulanır ve hasta aynı gün günlük hayatına döner. Rahatsızlık hissi genellikle hafiftir ve kişiden kişiye değişir.

Tiroid ameliyatından sonra sesim kalıcı olarak değişir mi?

Ses tellerini çalıştıran sinir tiroidin hemen arkasında seyreder ve ameliyatın en dikkatli basamaklarından biri bu sinirin görülerek korunmasıdır. Ameliyat sonrası ilk haftalarda ödem veya gerilmeye bağlı ses kısıklığı, sesin çabuk yorulması görülebilir ve bu tablo çoğunlukla geçicidir. Kalıcı ses değişikliği ihtimali her ameliyatta bulunan bir risktir; hastaya özgüdür ve ameliyat öncesi görüşmede ayrıntılı olarak konuşulur.

Tiroid alındıktan sonra ömür boyu ilaç kullanmak zorunda mıyım?

Tiroidin tamamı çıkarıldıysa evet: vücudun ihtiyaç duyduğu hormon dışarıdan verilir. Bu, günde bir kez sabah aç karnına alınan tek bir tablettir ve dozu kan testleriyle kişiye göre ayarlanır. Yalnızca bir lop çıkarıldıysa hastaların bir bölümünde kalan doku yeterli hormonu üretebilir; bu durum kan testleriyle izlenir.

Her tiroid kanserinde atom (radyoaktif iyot) tedavisi gerekir mi?

Hayır. Radyoaktif iyot tedavisi belirli durumlarda gündeme gelir ve her hastaya uygulanmaz. Kararı; tümörün tipi, boyutu, yayılımı ve patoloji raporu birlikte değerlendirilerek endokrinoloji ve nükleer tıp ile ortaklaşa verilir. Cerrahi, bu çok disiplinli sürecin yalnızca bir parçasıdır.

Ameliyat izi belirgin olur mu ve ne zaman işe dönebilirim?

Kesi, boyun ön yüzündeki doğal cilt kıvrımına yerleştirilir ve mümkün olduğunca kısa tutulur. İzin görünümü zamanla değişir; yara iyileşmesi kişinin cilt yapısına göre farklılık gösterdiği için standart bir sonuçtan söz edilemez. İşe dönüş çoğu hastada bir-iki hafta içinde olur, ancak bu süre ameliyatın kapsamına ve mesleğe göre değişir.

Aynı başlıktaki diğer ameliyatlar

AraWhatsApp